Bir Tutam

Bir Tutam Lezzet, Bir Tutam Bilgi, Bir Tutam Mutluluk…

Beyninize de egzersiz şart!

Kasım29

beyninize de egzersiz şart

Sağlıklı bir beyin, düşünmek, hatırlamak, çalışmak gibi gün içinde yapılan her şeyde önemli bir rol üstlenir. İnsan vücudunun diğer parçaları gibi, beyin de yaşlandıkça bazı becerilerini kaybedebilir. Eğer dikkat edilmezse, bu kayıplar daha fazla olabilir. Ancak yaşam tarzımızda yapacağımız bir takım değişiklikler ile sağlıklı bir beyne sahip olmak ve yaşam kalitesini artırmak mümkün.

Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş’in verdiği bilgilere göre, yaşlandıkça görülen mental azalma, beyin hücreleri arasındaki ilişkilerin değişmesine bağlıdır. Araştırmalar, beynin aktif tutulmasının, onun canlılığını artırdığını ve sinir hücrelerini ve onların birbiriyle olan ilişkilerini koruduğunu göstermektedir. Düşük seviyeli eğitimin, hayat boyunca daha yüksek bir Alzheimer hastalığı riski taşıdığı bilinmektedir. Bu belki de uzun süreli mental uyarı eksikliğine bağlı olabilir. Diğer bir söyleyişle yüksek seviyeli eğitim, muhtemelen beyin hücrelerini ve onların birbirleriyle ilişkilerini daha güçlü yaptığı için, Alzheimer hastalığına karşı koruyucu bir etki sağlar.

Aktif Bir Beyin İçin

? Meraklı olun, hayat boyu öğrenmeye çalışın
? Okuyun, bulmaca ve puzzle’ları çalışın
? Konferans ve oyunlara katılın
? Eğitimle ilgili merkezlerin kurslarına katılın
? Oyun oynayın
? Bahçeyle ilgilenin
? Hafıza egzersizleri yapın

Fiziksel Egzersiz

Fiziksel egzersiz, beyine yeterli kan gitmesi için önemlidir. Ayrıca, kalp krizi, inme ve şeker hastalığını da önemli derecede azaltır ve bu nedenle Alzheimer hastalığının risklerine karşı koruyucu etki sağlar. Egzersiz düzenli yapıldığında etkilidir. Aerobik egzersizler, beyin fonksiyonlarına faydası olan oksijen tüketimini düzeltir. Aerobik fitness, yaşlı insanlarda beyinde hücre kaybını engeller. Yaklaşık günde 30 dakika yapılacak, yürüme ve bisiklete binme kalbinizi güçlendirir. (ailem)

Güz bebeklerinde astım riski daha fazla

Kasım23

güz bebeklerinde astım riski daha fazla

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, güz aylarında doğan bebeklerin astıma yakalanma riski daha yüksek.

Araştırmanın yapıldığı Vanderbilt Üniversitesi Astım Araştırma Merkezi’nin Direktörü Dr. Tina Hartert, grip ve soğuk algınlığı salgını sezonundan hemen önce doğan güz bebeklerinin, bu salgınların astımı tetiklemesi sebebiyle diğer aylarda doğan bebeklere göre yüzde 30 daha fazla risk altında bulunduğunu, ancak bunun önlenebilir olduğunu söyledi.
Hartert, bundan sonraki hedeflerinin, söz konusu kış hastalıklarının önlenmesinin bebeklerin astıma yakalanmasını engelleyeceğini kanıtlamak olduğunu bildirdi.
Tennessee eyaletinde 95 bin bebek ve annesinin hastane kayıtlarının incelenmesiyle yapılan çalışmada, bronşiyolit geçiren bebeklerin astıma yakalanma riskinin de yüksek olduğu gözlemlendi.
Çalışma, “American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” dergisinde yayımlandı. (netgazete)

Isısı ayarlanmayan ev konserveleri zehirliyor

Kasım19

ısısı ayarlanmayan ev konserveleri zehirliyor

Refik Saydam Hıfzısıhha Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, özellikle evlerde yapılan konservelerin hijyen koşullarını barındırmadığı için ?Botulismus zehirlemesi? ne yol açabileceğini söyledi.
Doç. Dr. Ertek, ?Diğer besin zehirlenmelerine göre çok yaygın değil; ancak ölüm oranı çok yüksek olduğu için en önemli besin zehirlenmelerindendir diyebiliriz. 1 mikrogramı 1 milyon fareyi öldürebilecek düzeyde bir zehirdir? dedi.
Refik Saydam Hıfzısıhha Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, ANKA?ya yaptığı açıklamada, konserve zehirlenmesi olarak bilinen Botulismus zehirlenmesinin, ?Clostridium botulinium? adı verilen ve çevrede yaygın olarak bulunan bir bakteri nedeniyle ortaya çıkan zehirlenme türü olduğunu belirtti.
Özellikle geleneksel usullerle yapılan yani evlerde üretilen konservelerde yeterli ısı uygulanamaması nedeniyle, kutudaki havasız şartlarda bakterinin çoğaldığını ifade eden Doç.Dr. Ertek, şöyle dedi:
?Çoğalan bakteri toksin yani zehir üretmektedir. Dünyada bilinen en ciddi toksin budur. Bunun zehridir. 1 mikrogramı 1 milyon fareyi öldürebilecek düzeyde bir zehirdir. Toksin bulunan konservenin tüketilmesiyle de zehirlenme görülebilmektedir?
Diğer besin zehirlenmelerine göre, çok yaygın bir zehirlenme türü olmadığını; ancak ölüm oranı çok yüksek olduğu için en önemli besin zehirlenmelerinden biri olduğunu bildiren Doç.Dr. Ertek, ?Bu tür zehirlenmelerde her 3 hastadan 1?i kaybediliyor ve bunun nedeni de solunum kaslarının felcine bağlı olarak soluk alma sıkıntısından kaynaklanıyor? diye konuştu.
Doç.Dr. Ertek, bu tip zehirnemelerde belirtilerin yaklaşık 12 ile 36 saat arasında görüldüğünü söyleyerek, ?Botulismus zehirlenmesinde en sık görülen belirtiler arasında çift görme, göz kapaklarında düşme, göz bebeğinin genişlemesi, ağız kuruluğu, yutma güçlüğü, kalp atışlarında zayıflık, tansiyon değerlerinde değişme ve en önemli belirtilerinden olan ses kısıklığını sayabiliriz? diye konuştu.
Doç.Dr. ertek, ayrıca felç ve solunum yetmezliğinin görülebileceğini de ifade etti.
Bu tür zehirlenmelerden korunmak için özellikle evde konserve yapmaya ve bu konserveleri tüketme alışkanlığından vazgeçmek gerekliliğine işaret eden Doç.Dr. Mustafa Ertek, ?Daha çok sanayi tipi konserve tüketmek lazım. Çünkü evde, her ortamda hijyenik koşullarda konserve üretmek mümkün değil? dedi. Doç.Dr. Ertek, bu konservelerde herhangi bir tat değişikliğinin de olmadığını söyleyerek şunları kaydetti:
?Yani herhangi bir ekşime, kokma gibi bir şey olmadığı için bir tereddüt duymadan yenilir. Sadece konserve kapağında ?ki her zaman olmaz- bir bombeleşme olabilir. Genelde aileler de bu zehirlenme görülüyor. 3-4 kişilik bir aile bu zehirlenme ile geliyor ve maalesef bazılarını kaybediyoruz?
Botulismus zehirlenmesi şüphesi olan hastaların mutlaka solunum desteği olabilecek yoğun bakım ünitelerinin olduğu hastanelere sevk etmek ve buralarda tedavi altına almak gerektiğini belirten Doç.Dr. Ertek ?Aksi halde soluk alamadan hasta ölebilir? diye konuştu. (netgazete)

Gaz ve şişkinlik kanser habercisi olabilir!

Kasım11

gaz ve şişkinlik kanser habercisi olabilir

İç hastalıkları uzmanı Kenan Tekin, geçmeyen ya da sürekli tekrarlayan karındaki şişkinlik şikâyetlerinin önemsenmesi gerektiğini söyledi. 

Bu şişkinliklerin basit bir gaz ya da hazımsızlıktan meydana gelebileceği gibi, kanser gibi değişik birçok hastalığın habercisi de olabileceğini ifade eden Tekin, yakınmaların süreklilik arz ettiği takdirde mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini kaydetti.

Tekin, bağırsak düğümlenmesi, iltihaplanma, yapışkanlık ve kalın bağırsaktaki bazı kanser türlerinin şişkinlik belirtisi verdiğini dile getirerek, “Şişkinlik zaten gözle görülebilir. Karın bölgesi iyice sertleşir. Önceden giyildiğinde rahatsız etmeyen pantolonlar dar gibi gelir ve rahatsız etmeye başlar. Kişi bazen ‘karnımın içinde sanki bir balon şişirmişler’ ifadesini kullanır. Bu durumda özellikle şişkinlik sık aralıklarla tekrarlıyor, ya da uzun süre devam ediyorsa mutlaka uzman bir hekime muayene olmada büyük fayda var.” dedi.

50 YAŞ VE ÜSTÜ DAHA DİKKATLİ OLMALI

50 yaşın üzerindeki kişilere bu konuda daha dikkatli olmalarını öneren Tekin, şu uyarılarda bulundu: “Karın bölgesindeki şişkinlik 50 yaşın üzerindeki kişilerde ise, kalın bağırsak kanseri olasılığı değerlendirilmelidir. Özellikle ailesinde bağırsak kanseri olan kişiler bu şikâyetleri ciddiyetle değerlendirmelidir. Açıklanamayan kilo kaybı, ishal ve genitasında kan olan kişiler zaman geçirmeden uzman bir hekime başvurup kanser olasılığı araştırılmalıdır.”  (haber7)

“Hafıza için koyu kırmızı ve mor yiyin”

Kasım9
hafıza için koyu kırmızı ve mor yiyin
Akşam yemeğinde ne yediğinizi hatırlamıyorsanız, karanlık şeyler yakın geleceğinizde sizi bekliyor olabilir… Siyah kuş üzümü ve boysenberry (Böğürtlen ile ahududunun birleşmesinden doğan bir meyve) ise ilk ‘American Idol’ün kim olduğunu ve bu sabah vitaminlerinizi alıp almadığınızı hatırlamanıza yardımcı olur. Bu besinlerden elde edilen takviyelerin her ikisi de Alzheimer’ın (Tabii kanser ve yaşlanmanın da…) gelişmesine yardımcı olan oxdative stres ve DNA’nın hasar görmesiyle savaşır. Ayrıca, vücudunuzun zaten sahip olduğu ve yiyeceklerden aldığınız antioksidanların sizin için yararlı olup olmayacağını belirleyen üç antioksidanı da artırır…

HEPSİ ANTİOKSİDAN ZENGİNİ
Siyah kuş üzümleri küçük, sulu, koyu mor renkte meyvelerdir. C vitamini açısından zengindirler ve keskin ama tatlı bir lezzetleri vardır. Boysenberry ise genetik olarak siyah kuş üzümlerine çok benzer. Her ikisini de özel kılan, hastalıklara karşı savaşan güçlü ‘anthocyanin’ antioksidanları açısından zengin olmalarıdır. Anthocyanin açısından zengin olan meyveler genellikle koyu kırmızı ya da mor renkte olurlar. Aslında en önemlileri; Kuzey Amerika’ya ait bir meyve ağacının meyvesi olan ‘chokeberry’ ve ‘elderberry’ (mürver ağacı) meyvesidir. Bu meyvelerle hiç karşılaşmadığınıza eminiz çünkü her ikisi de çiğ olarak yenemez. Ama ’süper yiyecek’ statülerine sahip olan bu meyvelerin isimlerine, hazır meyve sularının reklamlarında veya meyve suyu, reçel, ekmek gibi ’sağlıklı besinler’ diye satılan ürünlerde rastlayabilirsiniz. Alzheimer riskini azaltmak için ‘anthocyanin’ler üzerine yapılan çalışmalar henüz başlangıç aşamasında. Ama hiç şüphe yok ki; koyu kırmızı ve mor meyveler, (Özellikle de bu yazıda belirttiklerimiz) bu hastalığa yakalanma riskini azaltmak isteyenler için akıllı seçimler olacaktır. Koyu rengin iyi olduğunu unutmayın… Bu çilek ve frambuaz gibi meyveler için geçerlidir. Eğer bu ‘koyu kırmızı ve mor’ meyvelerden henüz yeterince almadıysanız, size BİZ hatırlatalım: İlk ‘American Idol’ Kelly Clarkson’dı! (Prof. Dr. Mehmet Öz/Sabah)

Prof. Öz’den sağlık için 5 altın kural

Kasım8
Prof. Öz'den sağlık için 5 altın kural
Stres o kadar da kötü değildir ama aslında stresli olmadığınız tek zaman, öldüğünüzde toprağın altında yattığınız zamandır! Kısa süreli stres, bir işinizi son anda yetiştirmeniz veya okeyde çifte dönmeniz gibi konularda yardımcı olabilir. Ama stresli döneminiz uzadığı zaman fişi çekme vakti gelmiş demektir. Ne kadar çok strese girerseniz; kaza yapma, yaralanma, hastalanma ve atardamarınızın yaşlanma riski de o kadar artar. Aslında sorun çalışma masanız ya da stres değil sizin bunlara verdiğiniz tepkidir. Patronunuzu size iş vermesini önleyemiyor ya da havaalanındaki sırayı hızlandıramıyorsak, o zaman biz de size stresten en az etkilenmeyi veya kurtulmayı öğretiriz.

CEBİNİZDE DURSUN
Stresinizi azaltmak için basketbol oynamak, Mozart dinlemek gibi favori bir yolunuz varsa bile size sunacağımız öneriler, bunları yapamadığınız zamanlarda ikinci bir seçenek olarak arka cebinizde dursun…

* Nefes alın, dudaklarınızı yalayın ve sonra nefesinizi yavaşça verin. Serin hava yeniden odaklanmanıza ve yavaşlamanıza yardımcı olur.

* Yüzünüzü 15 saniye sıkıca kasın ve sonra bırakın. Bunu birkaç kez tekrarlayın. Tekrarlanan kasılmalar ve rahatlamalar boynunuzun üstünde oluşan tansiyonun düşmesini sağlar.

* Bir saniyeliğine durun nefes alıp verişinize odaklanın. Şimdi aşağıya bakın. Hareket eden bir şey görüyor musunuz? Büyük olasılıkla cevabınız ‘Hayır’ çünkü çoğu insan göğüsten kısa ve yüzeysel nefesler alır. Rahatlamak için derin ve dolu dolu nefes alın.

* Nefesi içinize çekmek 5, dışarı vermek ise 7 saniye sürmeli. Ve nefes alırken karnınız (evet, karnınız) genişlemeli, nefes verirken de düzleşmeli. (Prof. Dr. Mehmet Öz/Sabah)

Mangal kansere davetiye çıkarıyor!

Kasım7
mangal kansere davetiye çıkarıyor
Medical Park Göztepe Kanser Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Çağatay, besinler pişirilirken yapılarında ortaya çıkan değişikliklerin kansere neden olabileceğini söyledi ve bu değişiklikleri sıraladı:

* Besinlerin tütsülenmesi, tuzlanması ya da içlerine nitrit-nitrat gibi maddelerin katılması; besinlerde güçlü kanserojen etki göstermektedir.

* Besinlerin aşırı saflaştırılması, kanserden koruyan lifli kısmın yok olmasına neden olur.

* Kızartma ve mangal gibi yöntemler; kanserojen madde oluşturur. Sebzelerin aşırı sıcaklıkta uzun süre pişirilmesi ise, yararlı mineralleri öldürür. (Sabah)

Şeker boğaz ağrısına iyi geliyor

Kasım6

şeker boğaz ağrısına iyi geliyor

Boğaz ağrısına sert şekerler iyi geliyor. Sert şekerleri emerken tükürük bezleri harekete geçiyor, dolayısıyla yutkunma artıyor, sıcak içecekler içmek boğaz ağrısını gidermekte yeterli…

Fransız “Prescrire” tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, sert şekerleri emerken tükürük bezleri harekete geçiyor, dolayısıyla yutkunma artıyor, şekerlerin yanındaysa sıcak içecekler içmek boğaz ağrısını gidermekte yeterli bir yöntem.

Larenjit, farenjit, anjin gibi sık sık rastlanan boğazla ilgili hastalıkların birkaç gün içinde kendi kendine geçtiğini ve ilaçlarla tedavi edilmesine gerek olmadığını belirten araştırmacılar, vakaların yüzde 90′ının virüse bağlı boğaz iltihabı olduğunu, bunun da antibiyotikler, kortizonlu veya iltihap önleyici ilaçları kullanmayı gerektirmediğine dikkati çekti.

1150 kişi üzerinde yapılan 4 araştırmanın sonuçlarına göre bilim adamları, pastiller, şuruplar ya da antimikrop, antiseptik içeren ilaçların, şeker, bal ya da sıcak içeceklerle kıyaslandığında elle tutulur yararı bulunmadığını vurguladı.

Araştırmaya katılanlardan rastgele seçilen bir grup, 2-3 gün boyunca ambroksol içeren pastilden günde en fazla 6 tane olmak üzere aldı, diğer grubaysa placebo (sahte ilaç) verildi. Araştırmaların sonunda, placebo pastillerin etkisi 2 yetişkin hastadan birinde “iyi” ya da “çok iyi” olarak değerlendirildi. Bununla beraber 12 yaşın üzerindeki gençlerde ambroksol içeren pastil ve placebo pastilin etkisi arasında fark görülmedi.

Araştırmacılar, boğaz ağrısının sadece birkaç gün sürdüğünü, sıcak içeceklerin virüslerin çoğalmasını sınırlandırdığını şekerlerinse tükürük bezlerini harekete geçirdiğini belirterek önerilerde bulundu:

“Boğazınızın iki tarafı ağrıyorsa sert şekerlerden emin. Normalde belirtiler 4-5 güne kadar geçecektir. Bu süre zarfında doktorunuza telefonla durumunuz hakkında bilgi verebilirsiniz. Vakaların yüzde 10′unda iltihap bakteri kökenlidir ve antibiyotikle tedavi edilmesi gerekir. Eğer belirtileriniz aynı şekilde 5 günden uzun sürüyorsa ya da kulak ağrısı gibi yeni bir gelişme söz konusuysa doktora gidin.” (haber7)

Kuru temizleme astım krizine yol açabilir

Kasım4

astım

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nden Doç. Dr. Sevda Özdoğan, kuru temizleme merkezlerinde kullanılan kimyasalların akciğerlerinde aşırı duyarlılığı olan kişiler için zararlı olduğunu söyledi. Özdoğan şöyle konuştu: “Bu kimyasallar, astım rahatsızlığı olan kişilerde astım krizlerine neden olabilir. Kimyasallara uzun süre maruz kalındığında, akciğerler üzerinde olumsuz etkiler oluşabilir. Alerjisi olanlar, bu konuya önem vermeli. Çünkü alerjisi olan kişiler uzun süre bu kimyasallara maruz kaldıklarında; sadece akciğer sorunları değil, birtakım başka cilt problemleri de yaşıyorlar.” (Sabah)

Yaz saatinin bitmesi kalbe yararlı

Ekim31

Türkiye’de yaz saati uygulaması geçtiğimiz pazar günü sona erdi. ABD’de ise uygulama önümüzdeki pazar günü sona erecek. Bazı bilimadamları ise, yaz saatinin sona ermesini, kalp hastalarına müjdeli haber olarak duyuruyor.

Türkiye’de yaz saati uygulaması geçtiğimiz pazar günü sona erdi. ABD’de ise uygulama önümüzdeki pazar günü sona erecek. Bazı bilimadamları ise, yaz saatinin sona ermesini, kalp hastalarına müjdeli haber olarak duyuruyor. Yanlış duymadınız, saatlerin 1 saat geri alınması kalbe iyi geliyor. İsveçli araştırmacıların geriye dönük olarak son 20 yılda kalp krizi oranları ile ilgili yaptığı araştırma, kalp krizi oranının saatlerin 1 saat geriye alınmasını takip eden ilk pazartesi günü dibe vurduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılara göre, bunun en önemli sebebi, saatlerin geri alınmasıyla kazanılan ekstra 1 saat. Mart ayında, yaz saati uygulamasının başlaması ise tam tersi bir etkiye sebep oluyor. Saatlerin ileri alınmasını takip eden ilk 3 günde kalp krizi oranı artıyor.

ABD’de yayınlanan “New England Journal of Medicine” adlı tıp dergisinin son sayısında yer alan araştırmayı, İsveçli doktorlar Dr. Imre Janszky ve Dr. Rickard Ljung kaleme aldı. Imre Janszky, geçtiğimiz bahar ayında saatlerin ileri alımasını takip eden günlerde değişen zamana uyum göstermekte zorlanıp otobüste uyuyakalınca, bu değişikliğin sağlık üzerindeki diğer etkilerini merak ettiğini ve araştırmaya bu şekilde başladıklarını kaydediyor.

Araştırmacılar daha sonra, uyku düzeninin bozulmasının ve vücut saatinin değişmesinin kalp üzerindeki etkileri için, İsveç’te 1987 - 2006 yılları arasında meydana gelen kalp krizlerinin zamanını araştırmaya başlamış. Kalp krizi vakalarının,saatlerin ileri alınmasını takip eden ilk pazartesi günü yüzde 5, ikinci gün yüzde 10 arttığı tespit edilmiş. Saatlerin geri alınmasında ise kalp krizi oranı ilk gün yüzde 5 düşüyor. Araştırmada, pazartesi günlerinin, ilk iş günü streesinden dolayı, kalp krizi vakalarının en çok yaşandığı gün olduğuna da vurgu yapılıyor. 

Güneşin erken batması yaya kazalarını da artırıyor

ABD’de bu konuda geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmada da, mesai saati bitiminde yaya kazalarının Kasım ayında, Ekim ayına göre oldukça arttığı tespit edilmişti. Uzmanlar, bunun en önemli sebebinin, yayaların güneşin erken batmasın alışamamaları olduğunu tespit etmişti. ABD’de yaz saati uygulaması bu cumartesi günü pazara bağlayan gece sona erecek. Dünyada yaklaşık 1,5 milyar insan her yıl yaz saati uygulaması yaşıyor. (haber7)

« Eski YazılarYeni Yazılar »
  • gülten: 72.HAFTA. PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİNİN EV SAHİBİYİM SEVGİLİ ARKADAŞLARIM;...
  • büşra: denedim ve muhteşem oldu
  • saliha: bu ne güzel bir tattır böyle ımmmmmm nefis oldu gerçekten teşekkürler
  • adem demir: ya bu kediler 32. kattan düşmeye başladıklarında eğer 6. katta maksimum hıza ulaşıyolarsa 26....
  • aySel: COK GÜZLLLLLLLLL


Add to Technorati Favorites