Bir Tutam

Bir Tutam Lezzet, Bir Tutam Bilgi, Bir Tutam Mutluluk…

Yemekten hemen sonra çay içmeyin

Mart3

Yemekten hemen sonra çay içmeyin

Yemekten hemen sonra içilen çay, besinlerle alınan demirin kullanımını sınırlıyor.

Çayda bulunan ?tanen?, demir?le bağlanarak demir emilimini azaltıcı etki gösterir. Kahve için de aynı durumun geçerli olduğunu söyleyen Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü?nden Dyt. İpek Ağaca, çay tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında şu silgileri verdi:

ÇAYI YEMEKTEN EN AZ 1 SAAT SONRA İÇİN

Yemekten en az 1 saat sonra tüketilen çay ve kahvenin demir emilimini etkilemediği bilinmekte. Peki demir yeteri kadar alınamaz veya vücut tarafından kullanılamazsa ne olur? Demir eksikliğinde anemi yani kansızlık oluşabilir. Anemi, ülkemizde çok sık görülen bir sağlık sorunudur. Ekonomik durum, beslenme alışkanlıkları ve daha pek çok etken kansızlığın meydana gelmesinde rol alır.

Demir eksikliğine dayalı kansızlıkta, renk solukluğu, halsizlik, yürüyüş ve hareketlerde isteksizlik, efora tahammülsüzlük görülür. Anemik olanların çayı yemekten 1-2 saat sonra tüketmelerini, açık ve limonlu çay içmelerini öneriyoruz.

KANSIZLIK NEDEN ÖNEMLİDİR?

“Gün içerisinde çok iş yapmadan yoruluyor, kendinizi halsiz hissediyor; baş dönmesi, çarpıntı, üşüme hissi ve iştahsızlık şikayetlerinden yakınıyorsanız bu bulgularınızın nedeni kansızlık olabilir” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Baykal da Kansızlık ve tedavi yöntemlerini anlattı. Baykal, demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliğine bağlı olarak görülebilen anemi hastalığının tedavi edilmemesi durumunda çok daha büyük sorunlara yol açtığını söyledi ve kansızlıkla ilgili şu bilgileri verdi

KANSIZLIK BELİRTİLERİ

Yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi, çabuk yorulma, solukluk, çalışma kapasitesinde azalma, iştahsızlık, bazen bulantı, çarpıntı, nefes darlığı, üşüme hissi, saçlarda dökülme, konsantrasyon bozukluğu.

KANSIZLIĞIN YOL AÇTIĞI SORUNLAR

Hamilelerde;

Bebek ölümleri artabilir.

Düşük kilolu bebek doğurma riski artar.

Erken doğum riski artar.

Vücut direnci düşer ve hastalıklar daha sık görülür.

Çocuklarda;

Büyümede gerilik görülebilir.

Fiziki aktivite azalır.

Çocuk daha sık hastalanır.

Algılama, öğrenme ve yorumlama fonksiyonları azalır, dikkat dağılması görülür.

Yetişkinlerde;

Sürekli yorgunluk hissi vardır, halsizlik oluşur.

İş gücü azalır.

Hastalıklar daha sık görülür.

Demir eksikliğine bağlı anemide görülen bulgular

Toprak, buz, kireç yeme isteği

Ağız kenarında çatlaklar oluşması

Tırnaklarda düzleşme

Dilde acıma hissi (tahriş olmuş dil) ve kırmızılaşma

Günlük demir ihtiyacı ne kadardır?

Günlük demir ihtiyacı yaklaşık olarak 2 mg. kadar olmasına rağmen kadınlarda ihtiyaç daha fazladır. Besinlerdeki demirin ancak yüzde 10 kadarı ince barsaklardan emilir. İhtiyaç halinde emilim artarsa da kayıpların karşılanamadığı durumlarda kansızlık oluşur. İhtiyaç kadınlarda, bebeklik döneminde, hamilelikte, ağır hastalık ve emzirme dönemlerinde daha fazladır.

Demir açısından zengin besinler

Kırmızı et, karaciğer, balık gibi hayvansal kaynaklı besinlerde faydalı demir daha fazladır. Kuru üzüm ve bitkisel kaynaklı besinlerdeki demir ihtiyacı karşılayamaz. C vitamini ve portakal suyu bitkilerden alınan demirin emilimini artırırken, çay ve kahve tüketimi demir emilimini azaltır.

Nasıl tedavi edilir?

Tedavide kullanılan çeşitli demir formları mevcuttur. Tedavi ağızdan alınan haplar şeklinde olabileceği gibi, kalçadan veya damardan yapılan tedaviler şeklinde de olabilir. İğne şeklinde yapılan tedavilerin ilki mutlaka bir sağlık kuruluşunda yapılmalıdır. Demir tedavisine başladıktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale döner. Kemik iliğindeki demir depolarını doldurmak için daha uzun süreli tedavi gerekir. (haber7)

Kırmızı eti azaltın daha uzun yaşayın

Şubat23

Kırmızı eti azaltın daha uzun yaşayın

Tabağınızda daha az kırmızı et olması, kemiklerinizin üstünde daha az et anlamına gelebilir. Tabii, bitkisel kaynaklar yerine canlı stoğunu tüketmenin omuzlarınıza bindirdiği yükü de azaltır… Hayvansal ürünleri daha az tüketen ya da hiç yemeyenlerin kilolu veya obez olma riski de et yiyenlere göre daha düşüktür!

DIŞLAMAYIN, ORTA YOLU BULUN
Bunlar sizi et lokantasından uzak tutacak kadar korkutmadı mı? O zaman şunu düşünün:
* Et tüketimini azaltmak; diyabet ve kalp krizine yakalanma riskinizi düşürür. Aslında, kırmızı et yerine bitkisel proteinleri koyan menopoz sonrası kadınlar, koroner kalp yetmezliğinden ölüm oranlarını yüzde 30 azaltıyor.
* Peki eti özlemeden azaltmayı nasıl başarırsınız? Orta yolu bularak… Eti tamamen dışlamak yerine, daha uygun porsiyon ebatlarını ve az yağlı pişirme yöntemlerini seçin. Bir öğündeki en uygun et miktarı, bir deste iskambil kağıdı kadardır. Et tüketimini, haftada bir ile sınırlayın. Ayrıca kuruyana ya da kömürleşene kadar pişirmeyin…

BESİN AÇIĞINI VİTAMİNLE KAPATIN

* Tüm besinleri dengeli olarak tüketmeye dikkat edin. Eti azalttığınız zaman oluşan besin açığını; yeterli protein, B-12 ve D vitamini, kalsiyum, demir ve çinkoyla doldurun.
* Bu vitamin ve mineralleri; soya bazlı gıdalardan, az yağlı süt ürünlerinden, bakla, fasulye ve mercimekten, koyu yeşil sebzelerden, fındık ile tam tahıllardan alabilirsiniz.
* Ayrıca, günde iki kez vitamin tableti içebilirsiniz. Böylece kendinize kötü bir diyete karşı sigorta poliçesi hazırlamış olursunuz. Üstelik bütçeniz de bundan yarar sağlar… (Prof. Dr. Mehmet Öz/Sabah)

Kola kemikleri kırıyor

Ocak15

kola kemikleri kırıyor

Sağlıklı bir yaşamın güvenli besinlerle sürdürülebileceğini belirten Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, sıklıkla tüketilen kolanın kemik düşmanı olduğunu söyledi.

Güvenli besinin öncelikle besleyici değerini kaybetmemiş olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Neriman İnanç, kolanın özellikle kemik sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi:

?İçerisinde kafein bulunan kola, sodyum açısından da zengindir. Bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyum, kemik kırılmalarına neden olur. Bir taraftan süt içirelim kemikleri koruyalım derken kola tüketimine göz yummak doğru değil. ?Yasaklansın? demeyi istiyorum ama yasaklar da doğru yere götürmüyor. Mümkün olduğu kadar tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı beslenmede kolaya yer yok. Hele hele sporcuların kemikleri çok daha önemli. Kemiklerinizin kırılmasına razıysanız kola içebilirsiniz.?

KARBONHİDRAT VE PROTEİN BİRLİKTE TÜKETİLMELİ

Doğru ve dengeli beslenmeyle ilgili açıklamalar yapan Prof. İnanç, önyargıların aksine karbonhidrat ve proteinlerin aynı anda tüketilmesinin zararlı olmadığını, doğal besinlerin içerisinde protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin birlikte bulunduğunu belirtti. Bunların boşuna bir arada yaratılmadığını ifade ederek, ?Bunları böyle almak lazım. karbonhidrat ve proteini bir arada kullanmamak bilimsel olarak doğru değil. Çünkü, sütte de ette de protein var. Yanında yediğimizi ekmekte de karbonhidrat var? dedi.

Besinlerin hem fiziksel hem kimyasal hem de mikrobiyolojik açıdan temiz ve bozulmamış olması gerektiğini belirten Prof. Dr. İnanç, besinlerin virüsleri, bakterileri ve zararlı mikroorganizmaları taşıyabildiğini vurguladı, ?Bunlar bazen vücudumuzun bazı bölgelerine yerleşerek felç, menenjit gibi hastalıklara neden olabiliyor. Ülkemizdeki bu hastalıklarla ilgili veri yok ama ABD?de her yıl 76 milyon insan bu bakterilerden hastalanıyor, 5 bin insan ise ölüyor? diye konuştu.  (İnternet Haber)

Zinde kalmak için bunları yiyin

Ocak2
zinde kalmak için bunları yiyin
Yaşlanmayı önleyici besin maddelerini sizin için derledik. İşte genç kalmaşı sağlayan mucize besinler!…

Yeşil çay: Kolesterolü düşürücü etkisi var. Yapılan deneylerde birçok kanser türünde etkili olduğu saptandı. Günde 1 - 2 fincan öneriliyor.

Üzüm çekirdeği ekstresi: Kansere ve kalp hastalıklarına karşı güçlü bir silah. İltihaplı romatizma ve alerjilerin tedavisinde de kullanılıyor.

Likopen: Meyve ve sebzelere kırmızı rengi veren likopen özellikle prostat kanserine karşı koruyor. Pankreas, meme ve mesane kanserlerinde de etkili.

Pektin: Hem kansere hem de kalp hastalıklarına karşı koruyan bir madde. Elma, muz, greyfurt, kuru fasulye ve kök sebzelerde bulunuyor.

Su: Günde 6 - 8 bardak su içmek gerekiyor. Su, kabızlığı önler, kilo kontrolünde yardımcı olur, cildin yaşlanmasını önler.

Buğday kepeği: Tam buğday ekmeği ve kahvaltılık tahıllarda bulunur. Meme ve bağırsak kanserine karşı koruyucu, kolesterol düşürücü.

Askorbik asit (C vitamini): Portakal, greyfurt, limon, brokoli, kivi, çilek, tatlı kırmızı biberde var. Özellikle mide kanserine karşı koruyucu.

Beta - karoten: Hemen hemen tüm kanser türlerinde koruyucu. Kalp krizi ve felç riskini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kayısı, patates, brokoli, kabak, havuç, şeftali ve ıspanak zengin kaynakları.

Arnavut biberi: Kalp hastalığı ve felç riskini azaltır, kötü kolesterolü düşürür. Ağrı giderici ve ruh halini düzelticidir.   (ailem)

Bitki çaylarının fazlası zarar!

Aralık26

bitki çaylarının fazlası zarar!

İçinde bulunduğumuz kış aylarında yoğun şekilde tüketilen bitki çaylarının tıpkı ilaç gibi düşünülmesi, günde 3 fincandan fazla içilmemesi öneriliyor.

Selçuk Üniversitesi Çumra Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Gümüşçü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkların arttığı bugünlerde, iyileşmek ya da hastalanmamak için bitki çayları tüketiminin arttığını belirtti.

Bazı rahatsızlıklara iyi gelen bitkilerin ortak özelliğinin vücut direncini artırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi olduğunu vurgulayan Gümüşçü, son dönemde en fazla talep gören şifalı bitkilerin melisa, ada çayı ve kekik olduğunu ifade etti.

Ana vatanı Amerika olan ekinezya adlı bitkinin de son dönemde yoğun ilgi gören şifalı bitkiler arasında yer aldığını anlatan Gümüşçü, ”Bu bitkilerin çayları tek başlarına tüketilebileceği gibi, bir kaç bitki karıştırılarak da içilebilir. Karışımlar daha faydalıdır, çünkü her bitkinin içinde farklı özelliklerde maddeler bulunduğu için, bu maddeler karışımlı çaylarla bir defada alınabilir” dedi.

Gümüşçü, insanların dengeli beslenmesi için nasıl belli oranda protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin almasına ihtiyaç varsa, her şifalı bitkinin de ihtiva ettiği farklı maddelerle ayrı ayrı vücuda yarar sağladığını ifade etti.

Şifalı bitkilerin çay gibi kaynatılmadan, sıcak suyun içine salınıp bir kaç dakika bekletildikten sonra içilmesinin en doğru yol olduğunu dile getiren Gümüşçü, şu bilgileri verdi:

”İçinde bulunduğumuz kış aylarında yoğun şekilde tüketilen bitki çayları tıpkı ilaç gibi düşünülmelidir. Nasıl ki ‘bir an önce iyileşeyim’ diye düşünüp, günde belli ölçekte kullanılması gereken ilaçlardan fazla fazla içemiyorsak, bitki çaylarında da aynı prensibe uymamız gerekir. Melisa, ada çayı ve kekik gibi ürünlerden günde en fazla 3 fincan içilmelidir. Bu oran hemen hemen tüm şifalı bitkiler için aynıdır. Gereğinden fazla miktarda alınan bitki çayları, kişinin bazı kan değerlerinde yükselmelere neden olarak rahatlıklara yol açabilir.”

Limon, zencefil ve tarçının da soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıklara iyi gelen bitkiler arasında yer aldığını ifade eden Gümüşçü, ”Vatandaşlarımız bu bitkileri, tanıdıkları ve güvendikleri aktarlardan almalıdırlar. Çünkü işinin ehli olan aktarlar, hem yüksek kalitedeki ürünleri satar hem de bitki karışımlarını olması gerektiği gibi tavsiye ederler” diye konuştu.

Gümüşçü, belli ölçülerin aşılmadığı ve uygun biçimde kullanıldığı takdirde şifalı bitkilerin vücut direncini artırmada ve hastalıkları önlemde büyük yarar sağladığını sözlerine ekledi. (haber7)

Soğuk havalarda nasıl beslenmeli?

Aralık24

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyeni Melek Oğuzhan, soğuk havanın insan sağlığına olan olumsuz etkisini en aza indirmek için kış aylarında beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Oğuzhan, ?Fazla kilolara, şeker, yüksek tansiyon ve kolesterole davetiye çıkarmamak için kışın karbonhidrat içeriği yüksek yağlı gıdalardan kaçınılmalı, bağışıklık sistemini güçlendirecek besinlere önem verilmeli? dedi.

Diyetisyen Melek Oğuzhan, soğuk havaların vücudun bağışıklık sistemini zayıflattığını, vücut direncini düşürerek hastalıklara yakalanma riskini artırdığını kaydetti. Soğuk havaların insan sağlığına olan olumsuz etkilerini en aza indirmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek için kış aylarında beslenmeye daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Oğuzhan, karbonhidrat içeriği yüksek yağlı gıdalardan kaçınılması ve bağışıklık sistemini güçlendirecek besinlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

SEBZE VE MEYVE SOFRADAN EKSİK EDİLMEMELİ

Diyetisyen Melek Oğuzhan, ?Yaşantımızın her döneminde olduğu gibi soğuk havalarda da yeterli, dengeli beslenmekten vazgeçmemek gerekir. Bunun için C vitamininin önemli kaynağı olan sebze meyve tüketimi yeterli olmalıdır. Günde 3-5 porsiyon sebze tüketilmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka sebze yemeği ve salata bulundurulmalıdır. Brüksel lahanası, taze biber, domates, karnabahar, ıspanak, maydanoz, tere, roka C vitamini açısından oldukça zengin tüketilebilecek sebzelerdendir. Günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Özellikle portakal, limon, mandalina, greyfurt olarak sıralayabileceğimiz turunçgiller C vitamini açısından zengin, bu mevsimde rahatlıkla bulunabilecek meyvelerdendir. Kış aylarında metabolizmayı güçlendirmek için antioksidan olarak görev yapan A vitamini, E vitamini yeterli alınmalıdır. Kırmızı et, balık, süt, yumurta, portakal, elma A vitamini bakımından zengin kaynaklardır. E vitaminini yeterli almak için haftada 2-3 kez kurubaklagil tüketilmeli, yemeklerde sıvı yağ kullanılmalı, yeşil yapraklı sebzeler ihmal edilmemelidir. Haftada 2-3 kez 4-5 adet fındık, 2-3 kez 2-3 adet ceviz tüketilmelidir. Deniz ürünleri, buğday, susam, badem, yağlı tohumlarda bulunan çinko minerali ile süt, et, mantar, deniz ürünlerinde bulunan selenyum vücut direncini artıran önemli minareler olup yeterince alınmalıdır? diye konuştu.
Balığın omega-3 yağ asitleri ile bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırdığından haftada en az 2-3 kez tüketilmesi gerektiğini kaydeden Oğuzhan, ?Yumurta, süt, yoğurt, peynir, et grubu gibi yüksek protein içeren gıdalar günde en az iki öğün tüketilmeli. Ayrıca zayıflayan vücut direncinin artırılması ve enfeksiyonlara karşı korunması için yoğurt tüketilmesinde fayda vardır. Kemik gelişimi için önemli olan D vitamini kaynağı olan güneşi daha az görmemiz sebebiyle de, balığı soframızdan eksik etmemeliyiz. Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmalı, bireyler sağlık durumlarını da göz önünde bulundurarak, ıslanınca ısı yalıtımı özelliğini yitirmeyen, rüzgar ve soğuktan koruyucu uygun kıyafetlerle düzenli egzersiz yapmaya gayret etmelidir? dedi. (Milliyet)

Hibrit domates kanseri vuracak

Aralık20

hibrit domates kanseri vuracak

Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünde gerçekleştirilen ”Hibrit Domates Geliştirme Projesi” kapsamında kanseri önlemede 3 kat daha etkili domates üretilebileceği bildirildi.

Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve projenin yürütücüsü Dr. Davut Keleş, İl Özel İdaresinin desteğiyle yaklaşık 4 yıl süren çalışma sonucunda, domateste yeni bir tür geliştirdiklerini söyledi.

Üretmeyi hedefledikleri domatesle ilgili bilimsel çalışmanın 3 yıl, üreticinin kullanacağı duruma getirmelerinin ise 2 yıl süreceğini anlatan Dr. Keleş, gerekli desteği bulmaları halinde 5 yıl sonunda kanseri önlemede daha etkili domatesleri piyasaya sürebileceklerini vurguladı.

DOMATESİN KANSERİ ÖNLEMEDEKİ ETKİSİ

Domates ile ilgili birçok araştırma ve çalışmanın yapıldığına işaret eden Dr. Davut Keleş, şunları kaydetti:

”Domatese kırmızı rengini veren içindeki likopenin, çeşitli kanser risklerini önlediği ve sağlık sorunlarına karşı vücudun direncini artırdığı biliniyor. Domatesteki likopen, C vitamini ve antioksidan maddeler kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Domatesteki bu maddelerin miktarını artırdığımız zaman, vücudu da kansere karşı daha iyi korumuş olacağız.” (İnternet Haber)

Kemikler için ne yemeli?

Aralık16

Kemikler için ne yemeli?

Uzmanlar, fazla protein alımının ve tahıl yemenin vücutta aşırı asit üretimine yol açtığını, bunun da kalsiyum atılımını arttırarak kemiklerin zayıflamasına neden olduğunu belirtiyorlar.

Klinik Endokronoloji ve Metabolizma Dergisi’nin Ocak sayısında yayınlanacak araştırmada, rastlantısal olarak belirlenen 50 yaş ve üstü 171 kadın ve erkeğe 3 ay boyunca bir yalancı ilaç ya da potasyum bikarbonat, sodyum bikarbonat ile potasyum klorür verildi. Bikarbonat alan insanların kalsiyum atılımında ve kemik rezorpsiyonunda önemli derecede azalma görüldü.

Boston’daki Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Bess Dawson-Hughes “Meyve ve sebze metabolize edildiğinde vücuda bikarbonat, alkalin karışımı yüklüyor. Bu çalışmada, 3 aylık dönemde hap şeklindeki alkalinin idrardaki kalsiyum kaybını ve kemik rezorpsiyonunu azalttığını gösterdik. Orta yaşlı kadın ve erkeklerde kemik kaybını ve kırıklarını azaltmak için yapılan bu müdahale öteki güvenli tetkikleri de garanti edecek” dedi. (İnternet Haber)

Yumurtanın sarısı, sarının da koyusu!

Aralık3

yumurtanın sarısı, sarının da koyusu!

Türkiye’deki bazı firmaların ürettiği yumurtaların sarısında, göz ve kalp-damar sağlığı açısından büyük önem taşıyan lutein ve zeaksantin gibi önemli antioksidanlar bulundu.

Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Celal Bayar Fen Bilimleri Enstitüsü master öğrencisi İrade Alakır’ın yürüttüğü tez projesinde, yumurta sarısının incelendiğini söyledi.

Çalışmada yumurta sarısına rengi veren maddelerinin düzeylerinin ortaya konulduğunu ifade eden Doç. Dr. Tokuşoğlu, yapılan araştırmalarda, yumurta sarısında lutein, zeaksantin gibi önemli antioksidanların bulunduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Tokuşoğlu, lutein ve zeaksantinin, yumurta rengine katkısının ve antioksidan etkilerinin yanı sıra hayvan sağlığı açısından verimliliği artıran bileşenler olduğunu kaydetti.

Rengi sağlayan bu iki maddenin oranının metabolizma açısından önemli olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Tokuşoğlu, şöyle dedi:

“Türkiye’deki yumurtalarda ilk kez lutein ve zeaksantin arandı, incelendi. Lutein miktarı, yurt dışındaki yumurtalara oranla oldukça yüksek çıktı. Bu oldukça iyi bir gelişme. Ayrıca özellikle de luteinin göz sağlığı açısından kataraktı ve maküler dejenerasyon riskini (AMD) azalttığı biliniyor. Kalp-damar sağlığı açısından olumlu yararları da bulunuyor. Kaynama ve rafadan pişirme yöntemleri sonucunda bu maddelerin miktarında çok büyük kayıp olmuyor.”

Doç. Dr. Tokuşoğlu, tüketilen yumurtanın sarısı ne kadar koyu ise lutein miktarının o kadar yüksek olacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:

”Bu çok önemli bir ayrıntı. Türkiye’de lutein ve zeaksantinin kodeksteki düzeyleri, yakında önem kazanacak. Lutein dozu gıda kodeksi açısından önemli olacak. Artık firmalar, gelecekte yumurta sarısındaki lutein ve zeaksantin maddelerinin oranını belirtmek zorunda kalacak.”

Doç. Dr. Tokuşoğlu, bu araştırmayı, Dünya Bilimsel Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesi Başkanı Prof. Dr. Rüveyde Akbay organizasyonunda 27-28 Kasımda İstanbul’da gerçekleştirilen ve yurt dışından çok önemli yumurta uzmanlarının katıldığı ”Uluslararası Yumurta Sempozyumunda” sunduğunu ve ilgi gördüğünü bildirdi. (haber7)

Üç adımda beyninizi test edin!

Kasım30

Beyniniz ne durumda? İşte gerçek bir nöroloji testi. Bakalım ne kadar başarılı olabileceksiniz?

üç adımda beyin testi 1

Bu gerçek bir nöroloji testidir. Eğer kendinizi hazır hissediyorsanız işte ilk soru;
Yukarıdaki metinde ‘C’yi bulun.  İmleç yardımı almayın!

üç adımda beyin testi 2

Eğer C’yi bulduysanız, şimdi de yukarıdaki metinde 6′yı bulun…

üç adımda beyin testi 3

Son olarak N’yi bulun, biraz daha zor gibi…

üç adımda beyin testi

Üç testi de geçebildiyseniz, Nöroloğunuza yıllık ziyaretinizi iptal edebilirsiniz. Beyniniz muhteşem çalışıyor ve Alzehimer hastalığından uzaktasınız. Tebrikler! (İnternet Haber)

« Eski Yazılar
  • gülten: 72.HAFTA. PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİNİN EV SAHİBİYİM SEVGİLİ ARKADAŞLARIM;...
  • büşra: denedim ve muhteşem oldu
  • saliha: bu ne güzel bir tattır böyle ımmmmmm nefis oldu gerçekten teşekkürler
  • adem demir: ya bu kediler 32. kattan düşmeye başladıklarında eğer 6. katta maksimum hıza ulaşıyolarsa 26....
  • aySel: COK GÜZLLLLLLLLL


Add to Technorati Favorites